Günümüz tıbbında tanı ve tedavilerde "minimal invazif asgari girişimsel" işlemler kullanılmaktadır. Ana fikri, hastalarda mümkün olduğunca en az zararı oluşturan, daha kısa sürede iyileşebilen, hastanede kalma süresini azaltan, büyük cerrahi kesiler yerine küçük delik ve kesiler ile teşhis veya tedavinin yapılabilmesidir. Girişimsel radyolojik yöntemler klasik cerrahi yöntemlere oranla çok daha hızlı ve güvenli olup maliyet olarak da genellikle daha avantajlıdır. Çoğu ameliyat için gerekli olan narkoz alımı, birçok girişimsel radyolojik işlemde söz konusu değildir. Hasta çok daha hızlı sürelerde taburcu olup, gündelik yaşamına dönebilir.
Girişimsel radyolojik yöntemlerin uygulanabilmesi için, bu işlemler için gerekli olan teknolojik görüntüleme donanımının (Anjiografi, floroskopi, ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi...) olması ve işlemi yapabilecek bilgi ve tecrübeye sahip radyoloji uzmanlarının varlığı gerekmektedir. Başkent Üniversitesi Tıp FakültesiGirişimsel Radyoloji Bölümü tıbbi görüntüleme eşliğinde tanısal ve tedavi amaçlı işlemlerde uzmanlaşmış bir merkezdir. Girişimsel radyolojik işlemler, damarsal (vasküler) ve damar dışındaki girişimler (non-vasküler) olarak başlıca ikiye ayrılır:

1. Damarsal: kalp dışındaki tüm damar sorunlarında (tıkanma, daralma, anormal damarlaşma (vasküler malformasyon), baloncuk oluşumu (anevrizma), doğumsal veya kaza sonucu oluşan damar hasarları, varisler, tümör oluşumu) hem tanı, hem de tedaviye yönelik işlemler yapılabilir. Bu işlemler genelde anjiografi ünitesinde lokal anestezi eşliğinde yapılır ve birçoğunda 1 gece hastane yatışı gerekir.
2. Damar dışı girişimler: Organ ve kitle biyopsileri, sıvı-abse drenajları, kist tedavileri, tümör yakma tedavileri (ablasyon) bu işlemler de genelde lokal anestezi eşliğinde yapılır ve yaklaşık 30 dakika sürer. Hastalar dinlenmeyi takiben aynı gün taburcu edilir. Merkezimizde çok geniş bir yelpazede tanısal ve tedavi amaçlı işlem yapılabilmektedir. Girişimsel işlemler ile birçok durumda cerrahi gerekmeden tedavi sağlanabilmekte veya cerrahi yapılamayan durumlarda tedavi şansı sağlanabilmektedir. İşlemlerin birçoğu ayaktan yapılabilmekte ve işlem sonrası kısa bir dinlenme ve takip süresi sonrası hastalar önerilerle evine gönderilebilmektedir. Ayaktan yapılamayan işlemlerin birçoğunda ise 24 saatlik yatış sonrası hastalar taburcu edilmektedir. Ayrıca merkezimiz başka hastanelerde yatan hastalara da hizmet vermekte, işlem sonrası hastalar ambulans servisi ile yattıkları hastanelere nakledilmektedirler. Hastanemizde gerekli durumlarda tüm işlem öncesi değerlendirme, anestezi ve işlem sonrası takip olanakları mevcuttur.



Dijital Anjiografi Cihazı

Girişimsel Radyoloji

Girişimsel radyoloji temel olarak görüntüleme cihazlarının kılavuzluğunda (Anjiografi cihazı, US, BT) vucuda milimetrik kesilerden girilerek pek çok hastalığın tanı ve tedavisinin yapıldığı bir bilim dalıdır.

Atardamardaki darlık ve tıkanıklıklarının çoğunluğu girişimsel radyologlar tarafından başarılı bir şekilde tedavi edilmektedir. Yapılan işlem genellikle kasık bölgesinden damar içine kateter denen ince plastik tüplerle girip damarların görüntülenmesi ve sonra darlıkların balon ile genişletilmesi ya da stent yerleştirilerek açılmasıdır. Günümüzde artık ana atardamardaki genişlemeler (torakal ve abdominal aort anevrizması) açık ameliyata gerek duyulmadan anjiyografi yöntemiyle tedavi edilebilmektedir. Boyun atardamarındaki ciddi darlıklar bu damarlara stent yerleştirilerek tedavi edilebilmektedir. Bazı damar yaralanmaları, damar hastalıkları ya da değişik nedenlerle oluşan kanamalarda ameliyata gerek olmadan embolizasyon (tıkama) yöntemiyle kanamayı durdurmak mümkün olmaktadır. Aynı şekilde damarlarda var olan balonlaşmalar, damar yumakları ve benzeri damar anormalliklerinin anjiyografi ile tedavisi mümkün olabilmektedir. Toplardamar hastalıkları içinde varis son yıllarda gelişen Lazer tedavisi yöntemiyle, damar içinden başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Lazer tedavisi (endovenöz lazer ablasyonu, EVLA) denilen bu yöntemde varisin kendisi değil varis oluşturan kaynak damarlar tedavi edilir. Atar ve toplar damar hastalıkları dışında vücut içindeki apse ve kist gibi sıvıların tedavisi ameliyata gerek duyulmadan görüntüleme yöntemleri kullanılarak yerleştirilen kateterler aracılığı ile yapılabilmektedir. Tıkanan idrar yolları ve safra yollarına da kateter yada stentler yerleştirilerek kesin tedavi yapılana kadar bu sıvıların vücutta birikerek hastaya zarar vermesi engellenebilir. Bunlar içinde en bilineni sarılık oluşturan tümörlerde sarılığın giderilmesidir. Karaciğer başta olmak üzere bazı böbrek ve akciğer tümörlerinde radyofrekans ablasyon denen yöntemle tümörün yakılarak yok edilmesi ya da küçültülmesi ve ameliyat yapılabilir hale getirilmesi mümkün olabilmektedir. Özellikle bazı tümörlere bağlı ağrı durumunda, görüntüleme yöntemleri eşliğinde ağrı oluşturan sinirlere değişik ilaçlar vererek ağrının geçici ya da kalıcı olarak tedavisi mümkündür.

Aort Anevrizma Tedavisi

Abdominal aort anevrizması (AAA) aort denilen ana atar damarın karın kısmındaki bolümünde damar duvarındaki zayıflamış bölümden gelişen genişlemedir. Normal aort çapı 2.5-3 cm iken anevrizma 10-12 cm ye kadar büyüyebilir. Geniş anevrizmalar patlamaya daha çok meyillidir ve deneyimli bir ekip tarafından acilen tedavi edilmediği takdirde ölümle sonuçlanan kanamalara neden olur. Bu nedenle anevrizmalar ciddi bir sağlık problemi olarak kabul edilir. AAA yırtılmasına bağlı kanaması olan hastaların ancak %50 si canlı olarak hastaneye yetiştirilebilmektedir.

 

                                                                                                                               (Tedavi öncesi ve sonrası)

SEMPTOMLAR
Çoğu hastada herhangi bir semptom yoktur.
Bir kısım hastada;

  • Karında ritmik, pulsatil (kalp atımı gibi) sertlik

  • Karın yada bel ağrısı

  • Şiddetli ani gelişen karın yada bel ağrısı (yırtılmanın ön belirtisi olabilir).

    Yırtılan anevrizma yaşamı tehtid eder ve acil müdehale gerektirir.

    RİSK FAKTÖRLERİ

    • 60 yaşından büyük erkekler

    • Yakın akrabalarında anevrizma olanlar

    • Yüksek tansiyon hastaları

    • Kronik obstrüktif akciğer hastalığı olanlar

    • Damar hastalığı olanlar.

      Anevrizmalar genetik olabilir, nadiren travma sonrası, bağ doku hastalıkları ve bakteriyel ve mantar enfeksiyonları sonrasında gelişebilir.

      TANI
      Hekimler muayene sırasında anevrizmaların yaklaşık %10 nunu farkedebilirler. Çoğu abdominal aort anevrizması başka nedenlerle yapılan ultrasonografi ve tomografi ile görüntüleme tetkiklerinde fark edilir.

      Anevrizma tespitinde kullanılan tanı yöntemleri:

      • Abdominal Ultrasonografi (ultrason) : En yaygın kulanılan tetkik yöntemidir. Anevrizmaların çoğu tespit edilebilir

      • Bilgisayarlı Tomografi (BT)

      • Manyetik Resonans görüntüleme (MRG)

        TEDAVİ SEÇENEKLERİ
        5 cm'den küçük olan ve herhangi bir semptoma neden olmayan anevrizmalar düzenli olarak (yaklaşık her 6 ayda bir) US veya BT ile kontrol edilirler. Anevrizması olan ve yüksek tansiyonu olan hastalarda kan basıncı ilaçlarla kontrol altına alınarak anevrizmanın büyüme ve yırtılma riski azaltılır.
        Cerrahi Anevrizma Tamiri. Cerrahi onarım anevrizmaya bağlı şikayetleri olan yada anevrizması 5 cm den büyük hastalara yapılır. Ameliyat sırasında karın bölgesi açılarak aort damarının anevrizmatik kesimi greft ile diğiştirilir. Ameliyat sonrası 5 ile 10 gün arasında hastanede kalış süresi vardır ve iyileşme süresi yaklaşık 2-3 aydır.
        Endovasküler Stent Greft ile Onarım. Bu yöntemde karın açılmadan kasık bölgesindeki atardamarlardan girilerek sentetik greft aort damarı içerisine yerleştirilir ve anevrizmanın dolaşım ile ilişkisi kesilir. Hastalar tedavi sonrası genelikle 2-3. günde taburcu edilirler ve normal hayatlarına devam edebilirler.
        Tüm anevrizma hastaları bu tedavi yöntemi ile tedavi edilemezler. Genellikle BT veya MR ile yapılan anjiografi tetkiklerinde damarların bir takım ölçümlerinin ve yapısının uygun olması gerekir.

        Muhtemel komplikasyonlar:

        • Greft etrafından anevrizma içerisine kaçak (kan dolması) olabilir

        • Enfeksiyon (nadir)

        • Greftte kayma (çok nadir)

        • Greftte kırılma (çok nadir)

          Aort-İliak Tıkayıcı Hastalık

          Aortoiliak tıkayıcı hastalık her iki bacağa giden atardamarların karın içindeki kısmında daralma yada tıkanmasıdır. Tıkanıklğın nedeni damar sertliğidir. Atardamar sertliği (Ateroskleroz), damar duvarında yağlı plağın gelişmesi ile oluşur.Hastalığın temel belirtileri yürürken veya egzersiz yaparken kalça, bacak ve baldır bölgelerinde olan ağrı, kramp girmesi, gerginlik, uyuşma ve yorgunluktur. Bu semptomlar dinlenmekle geçer.

           

              

          AORTOİLİAK HASTALIĞIN BELİRTİLERİ NELERDİR?
          Temel belirti yürüyüş veya egzersiz sonrası başlayan dinlenince geçen ağrı kramp girmesi ve yorgunluktur. Erkek hastalarda erektil disfonsiyon görülebilir.
          Hastalık ilerledikçe daha ciddi semptomlar ortaya çıkabilir, bunlar;

          • Bacaklardaki ağrı, soğukluk, ve uyuşma istirahatte bile vardır

          • Diz altında, ayak parmaklarında ve topuklarda olan yaralar

          • Kaslarda atrofi (incelme)

          • Gangren

          NEDENLERİ VE RİSK FAKTÖRLERİ
          Temel neden aterosklerozdur.
          Aterosklerozun nedenleri ise:

          • Sigara

          • Hipertansiyon

          • Diabet

          • Kolesterol ve diğer lipidlerin (kandaki yağ) yüksekliğidir.

          TANI
          Tanıda kullanılan testler;

          • Nabız kontrolü

          • Bacaklardaki kan baıncı ölçümü

          • Doppler ultrasonografi

          • MR veya BT anjiografi

          • Anjiografi

          TEDAVİ YAKLAŞIMI
          Tedavi hastalığın derecesine bağlıdır. Hafif rahatsızlığı olan hastalarda;

          • Sigara bırakma, düzenli egzersiz yapma ve diyet

          • Yara ve ülserleri önlemek için gerekli bakımın yapılması ve gangren gelişmesinin önlenmesi

          • Kan sulandırıcı ilaçlar kullanılır.

          Ciddi hastalığı olanlarda:

          • Angioplasti (balon ile genişletme)

          • Stent yerleştirilmesi

          • Atherektomi (darlığa neden olan plağın alınması)

          • Bypass cerrahisi,gibi tedavi seçenekleri vardır.

          Karotid Arter Darlığı

          Karotid arter hastalığı yaygın bir problemdir ve inmenin en büyük nedenidir. Koroner arter hastalığı olanlarda, ailesinde koroner arter kalp hastalığı yada inme olanlarda bu hastalığın gelişme riski fazladır. Karotid arter hastalığı genellikle ileri yaşta ortaya çıkar. 50 yaş gurubunda görülme oranı %1 den az iken 80 yaş civarında oran %10'a çıkmaktadır. 

           

           


          SEMPTOMLAR: 
          Çoğu hastada herhangi bir semptom yoktur ve inme bu hastalarda genellikle ilk semptomdur.       
          Geçici inmelerde klasik semptomlar: 

          • Bir gözde geçici kısmi görme kaybı
          • Vücudun bir yarısında, kolda yada bacakta olan zayıflık, karıncalanma yada uyuşma
          • Kol veya bacak hareketlerini geçici olarak yapamama
          • Konuşmada bozulma veya kanuşamama.

           

          RİSK FAKTÖRLERİ 
          Karotid arter hastalığının sebebi aterosklerozdur. Yaşla birlikte damar duvarında plak adı verilen yağ birikimi gelişir ve damarda daralmaya neden olur. 

          Karotid arter hastalığı gelişimi artıran risk faktörleri: 

          • Sigara
          • Yüksek tansiyon
          • Şeker hastalığı
          • Erkek cinsiyet
          • Ailede ateroskleroz olması.

          TANI 

          Muayene ve hastanın hikayesi doğrultusunda:

          • Doppler Ultrasonografi
          • BT anjiografi
          • MR anjiografi (MRA); ve Tetkikleri ile tanı konur.

          TEDAVİ YAKLAŞIMI 
          Hastalığın tedavisi hastalardaki semptomlara bağlıdır. Karatid arter darlığı olan her hastada cerrahi yada anjiografik yötemlerle tedavi yapılmaz. Tedavi hastada geçici inme atakları oluyorsa yada ciddi darlık tespit edildi ise yapılır. Bazen kalıcı inme geçiren ve gelecektede inme geçirme tehlikesi olan hastalarda tedavi edilir. 
          Tedavi seçenekleri: 
          Karotid Endarterektomi (cerrahi yöntem); Cerrahi olarak boyun bölgesine yapılan kesiden sonra karotid arter açılarak damar duvarındaki darlığa neden olan aterosklerotik plak temizlenir. Hastalar genellikle 2.gün taburcu edilir. 
          Angioplasti ve Stentleme; Angioplasti ve stentleme lokal anestezi ile kasıktaki atardamardan girilerek darlık olan damar kesimine stent adı verilen ince, tüp şeklindeki metal sargı yerleştirildikten sonra balon ile darlığın genişletilmesi işlemidir.

          Muhtemel komplikasyonlar ;

          • %1-2 oranında işlem sırasında veya hemen sonrasında gelişen inme

          • Stent içerisinde zamanla oluşan tekrar gelişen daralma (restenozis)

          • İşlem sonrası kısa süreli genellikle ilaçla düzelen düşük tansiyon ve kalp hızı

          • İşlemin en ciddi komplikasyonu plaktan kopan küçük parçaların beyin damarlarını tıkaması ile oluşan inmedir. Ancak bu risk filtre adı verilen ve kopan parçaları tutan cihazların kullanılması ile oldukça azalmaktadır.

          • Nadiren hiperperfuzyona ( beyne aşırı kan gitmesi ) bağlı beyin kanaması olabilir.

          Varis Tedavisi

          Variköz ven kalıcı olarak genişlemiş toplardamarlardır. Ven duvarı veya içerisinde bulunan kanın geri kaçmasını engelleyen kapakçıklar venöz kan basıncından etkilenerek yapısı bozulur. Variköz venler hastanın bacağında mavi renkte, şişkin, kıvrımlı damarlar olarak görülür.Kılcal varisler cilde yakın daha küçük çaplı venlerin (venül) kalıcı olarak genişlemesi ile oluşur.Tedavi edilmeyen varisler, bacaklarda yorgunluk, ağırlık hissine neden olur. İlerlemiş olgularda ayak bileğinde ödem, ciltte pullanma ve ülser denilen yaralara neden olabilir.

          SEMPTOMLAR (BULGULAR)

          • Bacak yada diz altında cilt görünümünde değişme

          • Bacakta kücük toplardamar kümelerinin görünmesi

          • Bacakta kaşıntı yada ağırlık hissi

          • Bacakta veya ayakta yanma hissi

          • Bacakta sürekli yorgunluk (dinlenememe) hissi; ve

          • Gece krampları

          Belirgin varisleri olanlarda derin toplardamarlarda pıhtılaşma (DVT) gelişme riski artmıştır. DVT gelişmesi durumunda bacakta ani ağrılı şişlik olur derhal tedavi edilmesi gerekir.

          RİSK FAKTÖRLERİ
          Varis gelişme ihtimali olanlar:

          • 30 ile 70 yaş arası insanlar

          • Gebeler

          • Ailede varis hastası olanlar

          Gebelikte ortay çıkan varisler genellikle 1 yıl sonra kaybolur. Fakat 1 den fazla gebeliklerde varis gelişme riski artar.

          TANI
          Hastalığın tanısı ilgili hekim tarafından hastanın şikayetlerinin sorgulanması ve muayene ve doppler ultrasonografi tetkiki ile konulur.
          Tedavi seçenekleri:
          Tedavi edilmediği takdirde varisler zaman içerisinde ilerleyecektir. Hafis şikayetleri olan ve hastalığı ilerlememiş olan hastalarda başlangıç tedavisi olarak;

          • Gün içerisinde bacağın dinlendirilmesi

          • Varis çorabı önerilir.

          İlerlemiş hastalığı olanlarda yapılabilecek tedavi seçenekleri:

          • Skleroterapi: Varislerin içerisine damarı içeriden skleroze eden bir daha kanla dolmasını engelleyen ilaçlar enjekte edilir. Skleroterapi sonrası varisler sertleşir ve zaman içerisinde (2-3 ay) kendiliğinden kaybolur.

          • Endovasküler Ablasyon (Lazer veya RF ile): Etkilenen toplardamar içerisine 1-2 mm lik bir kesiden girilerek damar içerisine kateter adı verilen plastik tüpler yerleştirildikten sonra lokal anestazi sonrası lazer yada RF ile damar duvarının içeriden yakılması işlemidir. İşlem sonrası damar artık kan ile dolmaz ve zaman içerisinde tamamen kaybolur. Lazer tedavisi cerrahiye nazaran oldukça az travmatik bir yöntemdir. Hastaların hastanede yatması gerekmez. Yeni bir tedavi olmasına rağmen uzun dönem başarı sonuçları %98 civarında olup geleneksel cerrahi yöntemlerden daha iyidir. İşlem yaklaşık 1 saat sürer ve ultrasongrafi kılavuzluğunda yapılır. Ağrısız bir işlemdir, fakat genellikle 2. başlayan ve birkaç gün süren hafif ağrılar olabilir. İşlem sonrası 7-10 gün içerinde düzelen bacakda gerkinlik ve hafif morluklar olabilir. Hastaların işlem sonrası 1 hafta süre ile varis çorabı giymesi gerekmektedir. İşlemden hemen sonra araba kullanamazlar.

          Muhtemel Komplikasyonlar :
          Deneyimli hekimler tarafından yapıldığı takdirde herhangi bir ciddi komplikasyon gelişmez, ancak;

          • Ciltte yanık

          • Ciltde renk değişikliği

          • Sinir hasarı

          • Derin toplar damarlarda pıhtılaşma olabilir.

          Cerrahi Tedaviler :

          • Ven Striping

          • Küçük insizyonda yapılan avulsiyon

          • Transilluminasyonla güçlendirilmiş flebektomi (TIPP)

          Girişimsel Kanser Tedavisi

          Kanser tedavisinin temel hedefi kontrolsüz büyüyen tümör hücresinin büyümesinin yok etmek, durdurmak veya yavaşlatmaktır.
          Girişimsel tedavi yöntemleri; kemoembolizasyon, ablasyon ve radyoembolizasyon' u içerir.

          Kemoembolizasyon. Kemoterapi ilaçları tümörü besleyen atardamar içerisine yerleştirilen kateter aracılığı ile doğrudan tümöre verilir. Kemoembolizasyon agresif karaciğer tömörlerinde kullanılmaktadır.

          Tümör ablasyonu. Ablasyon hücreye hasar vermek anlamındadır. Ablasyon ısı, soğuk, radyofrekans (RF) enerjisi, yada saf alkol ile kanser hücrelerinin öldürülmesidir. Ablasyon yöntemi ile karaciğer, böbrek, böbrek üstü bezi tömörleri, ile akciğer ve karaciğere kanser yayılmasının (metastaz) tedavisi yapılabilir. Radyofrekans ile ablasyon (RFA) kanser hücrelerinin cilten küçük bir kesi ile girilerek yakılması işlemidir. Radyofrekans enerjisi doku içerisinde titreşimle ısı enerjisine dönüşür ve dokuda harabiyete neden olur. Günümüzde, RFA opere edilemeyen karaciğer kanserlerinin tedavisinde standart tedavi yöntemi olarak kullanılmaktadır. Akciğer ve böbrek kanserlerinde kullanımı yaygınlaşmaktadır. RFA ile kanser tamamen tedavi edilemez, fakat kanser hücrelerinin yakılmasına bağlı olarak hastaların duyduğu ağrı azaltılabilir ve ömürleri uzatılabilir. RFA diğer kanser tedavileri ( kemoterapi, kemoembolizasyon) ile birlikte kullanılabilir.

                                                                                                                              (Tedavi öncesi ve sonrası)

          Muhtemel komplikasyonlar; RFA güvenli bir tedavi yöntemidir, ve düşük oranda hafif komplikasyonlar gelişebilir.
          Bunlar:

          • Hafif ateş

          • Kanama

          • Ağrı

          • Enfeksiyon

          Karaciğer tümörlerinde tedavi edilen bölgede yeniden tümör gelişme oranı %2-30 arasında değişir.

          Radyoembolizasyon. Karaciğer tömörlerinde karaciğer atardamarına yerleştirilen kateter aracılığı ile radyoaktif madde yüklü tıkayıcı partiküllerin doğrudan kanser dokusuna verilmesi yöntemidir. Bu yöntemde komşu normal dukuların radyasyona maruz kalması önlenmiş olur.

          Periferik Arter Hastalığı

          Aterosklerotik plak atardamar içerisinde gelişir ve dokulara ve organlara (kalp, beyin, böbrekler, bacaklar vs gibi) normal kan akışını engeller. 
          Balon dilatasyonu ve stent yerleştirilmesi aterosklerotik plağa bağlı atardamar darlık ve/veya tıkanıklıklarının tedavisinde kullanılır.

           

          NASIL YAPILIR? 
          Atardamara giriş yeri temizlendikten sonra giriş yerine lokal anestetik enjekte edilir. Ardından atardamara sheat adı verilen içi boş kısa plastik tüp yerleştirilir. Takiben kateter ve kılavuz teller aracılığı ile ajiografi cihazı kılavuzluğunda tedavi edilecek atardamara ulaşıldıktan sonra katetere yüklenmiş olan balon ve/veya stent darlık olan bölgeye ilerletilir ve darlık genişletilerek tedavi edilir. 
          İşlem tamamlandıktan sonra kateterler ve sheat çekilir. 
          Balon dilatasyonu ve stent yerleştirilmesi yaklaşık 45-60 dakika sürer. 
          Karaciğer tümörlerinde tedavi edilen bölgede yeniden tümör gelişme oranı %2-30 arasında değişir .
          Radyoembolizasyon: 
          Karaciğer tömörlerinde karaciğer atardamarına yerleştirilen kateter aracılığı ile radyoaktif madde yüklü tıkayıcı partiküllerin doğrudan kanser dokusuna verilmesi yöntemidir. Bu yöntemde komşu normal dukuların radyasyona maruz kalması önlenmiş olur.

          TEDAVİ SONRASI YAPILMASI GEREKENLER 
          Tedavi sonrası hastalar damara giriş yerinin iyileşmesi için 6-24 saat yatak istirahati yapmak zorundadır. Bu sürede hastalar olası bir komplikasyon yönünden yakın takip edilirler. Hastaların aspirin yada diğer pıhtılaşma önleyici ilaçları kullanması gerekebilir. 
          Diğer yapılması gerekenler: 

          • Bir kaç gün ağır yük kaldırmamak

          • Bol sıvı tüketmek

          • İlk 24 saat banyo yapmamak

            OLABİLECEK KOMPLİKASYONLAR 
            Komplikasyon oranı oldukça düşük olmakla birlikte olabilecek komplikasyonlar:

          • Damara giriş yerinde kanama yada kan toplanması

          • Anjiografide kullanılan ilaca bağlı allerjik reaksiyon

          • Darlığın genişletilmesi sırasında plaktan kopan küçük parçalara bağlı atardamar tıkanması

            Çok nadir olarak tedavi edilen damar pıhtılaşma nedeni ile tamamen tıkanabilir. Tedavi sonrası erken dönemde aşağıdaki durumların oluşması durumunda ilgili hekimin bilgilendirilmesi gerekmektedir.

          • Devam eden veya kötüleşen bacak ağrısı
          • Ateş
          • Nefes darlığı
          • Kol veya bacakta morarma ve soğukluk
          • Damara giriş yerinde kanama, şişlik, ağrı veya akıntı olması