Bazı kişilerde 20 yaş dişleri herhangi bir sorun oluşturmadan ağız içinde yerini alabilir ve normal şekilde kullanılabilir. Ancak gömülü veya yarı gömülü kalan dişler; ağrı, enfeksiyon, diş eti problemleri, komşu dişlerde çürük ve çeşitli çene sorunlarına neden olabilir.
Bu nedenle 20 yaş dişlerinin tedavi gerektirip gerektirmediği, dişin konumu ve ağız sağlığı açısından oluşturduğu riskler değerlendirilerek belirlenir.
20 yaş dişi, ağızda bulunan üçüncü büyük azı dişidir. Üst ve alt çenede sağ ve sol olmak üzere toplam dört adet 20 yaş dişi bulunabilir. Ancak her bireyde dört adet 20 yaş dişinin bulunması veya bu dişlerin tamamının ağız içinde sürmesi şart değildir.
Çene gelişiminin tamamlanmasıyla birlikte ağızda bu dişler için yeterli alan bulunmadığında dişler gömülü kalabilir veya kısmen sürebilir.
20 yaş dişlerinin gömülü kalmasının en önemli nedenlerinden biri çenede dişin sürmesi için yeterli alan bulunmamasıdır.
Bunun yanında:
gibi durumlar da gömülü 20 yaş dişine neden olabilir.
Hayır. Her 20 yaş dişinin çekilmesi gerekmez.
Tamamen sürmüş, doğru konumda bulunan, temizlenebilen ve çevre dokular açısından herhangi bir probleme neden olmayan 20 yaş dişleri takip edilebilir.
Buna karşılık tekrarlayan enfeksiyonlara, komşu dişlerde hasara, çürüğe, diş eti problemlerine veya başka ağız ve çene sorunlarına neden olan 20 yaş dişleri için tedavi veya çekim gündeme gelebilir.
Tedavi kararı; dişin konumu, hastanın yaşı, ağız ve diş sağlığı, mevcut şikâyetler ve görüntüleme bulguları birlikte değerlendirilerek verilir.
20 yaş dişinin sürme döneminde bazı kişilerde herhangi bir belirti görülmeyebilir. Bazı kişilerde ise:
gibi belirtiler görülebilir.
Özellikle dişin yalnızca bir kısmının ağızda göründüğü durumlarda, diş ile diş eti arasında yiyecek artıkları birikebilir ve bölgedeki bakterilerin çoğalması enfeksiyona yol açabilir.
20 yaş dişinin çevresindeki diş eti dokusunun iltihaplanmasına perikoronit adı verilir. Özellikle kısmen sürmüş veya gömülü 20 yaş dişlerinin çevresinde görülebilir.
Perikoronit durumunda diş eti bölgesinde ağrı, şişlik, kızarıklık ve hassasiyet meydana gelebilir. Daha ileri durumlarda ağız açmada güçlük, kötü koku, kötü tat ve çevre dokulara yayılan enfeksiyon görülebilir.
Bu tür belirtiler ortaya çıktığında diş hekimi tarafından değerlendirme yapılması önemlidir.
20 yaş dişinin konumunun ve çevre dokularla ilişkisinin değerlendirilmesinde klinik muayenenin yanı sıra diş röntgenlerinden yararlanılabilir.
Panoramik röntgen, 20 yaş dişlerinin konumu, sürme durumu ve komşu dişlerle ilişkisi hakkında genel bir değerlendirme sağlayabilir.
Bazı durumlarda dişin sinir gibi önemli anatomik yapılara yakınlığının daha ayrıntılı değerlendirilmesi gerekebilir. Böyle durumlarda hekimin değerlendirmesiyle üç boyutlu görüntüleme yöntemlerinden yararlanılabilir.
Tedavi yöntemi, dişin durumuna göre değişir. Her hastada aynı tedavi uygulanmaz.
Diş herhangi bir problem oluşturmuyorsa düzenli kontrollerle takip edilebilir. Enfeksiyon, çürük veya diş eti problemi varsa öncelikle mevcut durumun tedavisi planlanabilir.
Dişin ağızda sağlıklı şekilde bulunmasının mümkün olmadığı veya çevre dokular açısından risk oluşturduğu durumlarda ise cerrahi çekim değerlendirilebilir.
Tamamen sürmüş ve uygun konumda bulunan bir 20 yaş dişi, diğer dişlerde olduğu gibi normal diş çekimiyle alınabilir.
Gömülü veya kısmen gömülü dişlerde ise cerrahi çekim gerekebilir. İşlem genellikle lokal anestezi altında gerçekleştirilir. Dişin konumuna bağlı olarak diş etinin açılması, dişin çevresindeki kemikten bir miktar uzaklaştırılması veya dişin bölümlere ayrılarak çıkarılması gerekebilir.
Uygulanacak yöntem, dişin konumu ve çevresindeki anatomik yapılara göre belirlenir.
Çekim sırasında bölgesel anestezi uygulandığı için işlem sırasında ağrı hissedilmemesi amaçlanır. İşlem sonrasında ise çekimin zorluğuna ve kişisel iyileşme sürecine bağlı olarak ağrı, şişlik ve hassasiyet görülebilir.
Hekimin önerdiği ilaçların uygun şekilde kullanılması ve işlem sonrasındaki bakım önerilerine uyulması iyileşme sürecinin daha rahat geçirilmesine yardımcı olabilir.
Çekim sonrasında hekimin önerileri doğrultusunda hareket edilmelidir.
Genellikle:
önemlidir.
Çekim bölgesinde giderek artan şiddetli ağrı, belirgin şişlik, ateş, devam eden kanama veya kötü koku gibi belirtiler ortaya çıkarsa diş hekimine başvurulmalıdır.
Özellikle cerrahi olarak çıkarılan gömülü 20 yaş dişlerinden sonra belirli ölçüde şişlik ve hassasiyet görülebilir. Şişliğin derecesi, dişin konumu, işlemin kapsamı ve kişinin iyileşme sürecine göre değişebilir.
Ancak şişliğin beklenenden fazla olması, giderek artması veya ateş ve şiddetli ağrı gibi başka belirtilerle birlikte görülmesi durumunda kontrol gerekebilir.
Gömülü veya hatalı konumlanmış 20 yaş dişleri, komşu dişlere baskı oluşturabilir. Dişin çevresinde yiyecek birikmesi, komşu dişin temizlenmesini zorlaştırarak çürük veya diş eti problemlerinin gelişmesine katkıda bulunabilir.
Bazı durumlarda gömülü dişin komşu diş üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi için görüntüleme yapılması gerekebilir.
Sorun oluşturmayan ve sağlıklı şekilde takip edilebilen 20 yaş dişlerinin çekilmesi gerekmeyebilir.
Ancak gömülü veya kısmen sürmüş bir diş; tekrarlayan enfeksiyon, diş eti hastalığı, çürük veya komşu dişte hasar gibi problemlere neden oluyorsa tedavi gerektirebilir.
Bu nedenle yalnızca dişin 20 yaş dişi olması çekim için tek başına bir neden değildir. Dişin mevcut durumu ve oluşturabileceği riskler değerlendirilmelidir.
20 yaş dişleri uzun süre herhangi bir belirti vermeden de ağız içinde bulunabilir. Bu nedenle ağrı olmaması her zaman herhangi bir problem olmadığı anlamına gelmez.
Düzenli diş hekimi kontrolleri sırasında 20 yaş dişlerinin konumu ve çevre dokularla ilişkisi değerlendirilebilir. Gerekli görülen durumlarda görüntüleme yöntemlerinden yararlanılarak olası sorunlar erken dönemde fark edilebilir.
20 yaş dişleri her bireyde aynı şekilde sürmez ve her 20 yaş dişinin çekilmesi gerekmez. Ancak gömülü veya kısmen sürmüş dişler zaman zaman ağrı, enfeksiyon, diş eti problemleri ve komşu dişlerde hasara neden olabilir.
Ağızda ağrı, şişlik, kötü koku, ağız açmada güçlük veya tekrarlayan enfeksiyon gibi şikâyetler varsa diş hekiminin değerlendirmesi önemlidir. Gerekli durumlarda uygun görüntüleme yöntemleriyle dişin konumu belirlenerek takip, medikal tedavi veya cerrahi çekim seçenekleri değerlendirilir.
20 yaş dişleriyle ilgili doğru yaklaşım, her hastanın ağız ve çene yapısına göre bireysel olarak planlanmalıdır.