
Kawasaki hastalığı bulaşıcı bir hastalık olarak kabul edilmez. Hastalığın kesin nedeni henüz tam olarak ortaya konulamamıştır. Enfeksiyonlara karşı gelişen bağışıklık yanıtının, genetik ve çevresel faktörlerle birlikte rol oynayabileceği düşünülmektedir.
Hastalık çoğunlukla küçük yaş grubundaki çocuklarda görülür ve erken tanı ile uygun tedavinin başlanması, özellikle kalp damarlarında gelişebilecek komplikasyonların önlenmesi veya azaltılması açısından büyük önem taşır.
Kawasaki hastalığı en sık 5 yaşından küçük çocuklarda görülür. Özellikle bebeklik ve erken çocukluk döneminde daha sık karşılaşılır.
Daha büyük çocuklarda da görülebilir, ancak görülme sıklığı yaş ilerledikçe azalır.
Hastalığın erkek çocuklarda kız çocuklara göre bir miktar daha sık görüldüğü bilinmektedir.
Kawasaki hastalığı nadir görülen bir hastalıktır. Ancak çocukluk çağında kalp damarlarını etkileyebilen önemli edinilmiş kalp hastalıklarından biri olması nedeniyle belirtilerin bilinmesi önemlidir.
Kawasaki hastalığının kesin nedeni bilinmemektedir.
Hastalığın bir enfeksiyon hastalığı gibi doğrudan kişiden kişiye bulaştığı gösterilmemiştir. Bunun yerine bazı enfeksiyonlara veya çevresel etkenlere karşı bağışıklık sisteminin aşırı veya farklı bir yanıt vermesinin hastalığın gelişiminde rol oynayabileceği düşünülmektedir.
Genetik yatkınlığın da hastalığın ortaya çıkmasında etkili olabileceği araştırılmaktadır.
Bu nedenle Kawasaki hastalığının oluşmasında tek bir neden olduğunu söylemek mümkün değildir.
Kawasaki hastalığının en dikkat çekici özelliklerinden biri uzun süren yüksek ateştir.
Ateşe aşağıdaki belirtilerden bazıları eşlik edebilir:
Her çocukta tüm belirtilerin aynı anda görülmesi gerekmez.
Bu nedenle özellikle birkaç gün devam eden ateşe gözlerde kızarıklık, döküntü, el-ayak değişiklikleri, ağız ve dudaklarda belirgin değişiklikler gibi bulguların eşlik etmesi halinde çocuk doktoru tarafından değerlendirme yapılması önemlidir.
Kawasaki hastalığının en önemli başlangıç bulgularından biri yüksek ateştir.
Ateş genellikle birkaç gün devam eder ve ateşe hastalığın diğer belirtileri eşlik edebilir.
Çocuklarda ateş çok sık görülen bir şikâyettir ve her ateş Kawasaki hastalığı anlamına gelmez. Ancak uzun süren ateşin nedeninin belirlenmesi önemlidir.
Özellikle ateşe gözlerde kızarıklık, döküntü, ağız ve dudak değişiklikleri, el ve ayaklarda kızarıklık veya şişlik gibi bulguların eşlik etmesi durumunda tıbbi değerlendirme geciktirilmemelidir.
Kawasaki hastalığının en önemli yönlerinden biri, koroner arterlerde iltihaplanmaya yol açabilmesidir.
Koroner arterler, kalp kasına kan ve oksijen taşıyan damarlardır. Hastalık sırasında bu damarlarda genişleme veya damar duvarında yapısal değişiklikler meydana gelebilir.
Bazı çocuklarda koroner arterlerde anevrizma adı verilen genişlemeler gelişebilir.
Bunun yanı sıra kalp kası, kalp kapakları veya kalbin çevresindeki dokular da hastalıktan etkilenebilir.
Bu nedenle Kawasaki hastalığı düşünülen çocuklarda yalnızca ateşin kontrol altına alınması değil, kalbin ve koroner damarların da değerlendirilmesi önemlidir.
Kawasaki hastalığı için tek başına tanı koyduran bir kan testi bulunmamaktadır.
Tanı; çocuğun klinik bulguları, fizik muayenesi, laboratuvar sonuçları ve kalbin değerlendirilmesine yönelik tetkikler birlikte ele alınarak konulur.
Doktor çocuğun ateşini, cilt ve göz bulgularını, ağız ve dudaklarını, el ve ayaklarını ve boyundaki lenf bezlerini değerlendirir.
Kanda iltihaplanmayı gösteren bazı değerlerde yükselme görülebilir.
Beyaz kan hücreleri, trombositler ve diğer kan değerleri de hastalığın değerlendirilmesinde yardımcı olabilir.
Ancak kan testlerindeki değişiklikler Kawasaki hastalığına özgü değildir. Bu nedenle sonuçlar çocuğun diğer bulgularıyla birlikte değerlendirilir.
Ekokardiyografi, Kawasaki hastalığının değerlendirilmesinde önemli bir yere sahiptir.
Kalbin yapısı ve çalışma fonksiyonları ile koroner arterlerin durumu incelenebilir.
Tanı sırasında yapılan değerlendirmeye ek olarak, hastalığın seyrini takip etmek amacıyla belirli aralıklarla ekokardiyografi tekrarlanabilir.
EKG ile kalbin elektriksel aktivitesi değerlendirilir. Kalbin hastalıktan etkilenip etkilenmediği konusunda ek bilgi sağlayabilir.
Kawasaki hastalığında tedavinin temel amacı, vücuttaki iltihabi süreci kontrol altına almak ve özellikle koroner arterlerde meydana gelebilecek komplikasyonların riskini azaltmaktır.
Tedavi, hastanede ve çocuk doktoru ile gerektiğinde çocuk kardiyolojisi tarafından değerlendirilerek planlanır.
Kawasaki hastalığının temel tedavilerinden biri intravenöz immünoglobulin (IVIG) tedavisidir.
Damar yoluyla uygulanan bu tedavi, bağışıklık sisteminin aşırı iltihabi yanıtını azaltmayı amaçlar.
Uygun zamanda uygulanan IVIG tedavisi, koroner arter komplikasyonlarının riskini azaltmada önemli bir yere sahiptir.
Kawasaki hastalığında hekim kontrolünde aspirin tedavisi kullanılabilir.
Tedavinin hangi dozda ve ne kadar süre uygulanacağı çocuğun klinik durumuna ve özellikle koroner arterlerin etkilenip etkilenmediğine göre belirlenir.
Çocuklara doktor önerisi olmadan aspirin verilmemelidir.
Bazı çocuklarda hastalığın başlangıç tedavisine yeterli yanıt alınamaması veya yüksek riskli özelliklerin bulunması halinde kortikosteroidler veya bağışıklık sistemini etkileyen farklı ilaç tedavileri gündeme gelebilir.
Tedavi seçimi çocuğun klinik özelliklerine göre uzman hekim tarafından belirlenir.
Kawasaki hastalığının akut döneminde temel tedavi genellikle ilaç tedavisidir ve çoğu hastada ameliyat gerekmez.
Ancak hastalığa bağlı olarak koroner arterlerde ciddi yapısal değişiklikler gelişen ve ileri düzey damar problemi ortaya çıkan çok az sayıdaki hastada girişimsel veya cerrahi tedavi seçenekleri değerlendirilebilir.
Bu durumlarda tedavi, çocuğun kalp ve damarlarının durumuna göre çocuk kardiyolojisi ve kalp-damar cerrahisi gibi ilgili uzmanlık alanlarının birlikte değerlendirmesiyle planlanabilir.
Kawasaki hastalığı tedavi edildikten sonra çocuğun tamamen şikâyetsiz hale gelmesi, takiplerin sona ermesi gerektiği anlamına gelmez.
Özellikle koroner arterlerde genişleme veya başka bir değişiklik saptanan çocukların kardiyoloji kontrollerinin düzenli şekilde yapılması önemlidir.
Takip sürecinde ekokardiyografi ve gerekli görülen diğer kardiyolojik incelemeler tekrarlanabilir.
Takibin süresi ve sıklığı, koroner arterlerin durumuna ve hastalığın seyrine göre belirlenir.
Kawasaki hastalığında koroner arter duvarında iltihabi değişiklikler meydana gelebilir. Bunun sonucunda damarların bazı bölümlerinde normalden fazla genişleme oluşabilir.
Bu genişlemeye koroner arter anevrizması adı verilir.
Koroner arter anevrizmaları küçük veya daha büyük boyutlarda olabilir. Özellikle büyük anevrizmalar, damar içerisinde pıhtı oluşması veya damarın daralması gibi komplikasyonlar açısından takip gerektirebilir.
Bu nedenle koroner arterlerin düzenli olarak görüntülenmesi ve gerekli durumlarda uygun tedavinin planlanması önemlidir.
Kawasaki hastalığının tekrar etmesi nadirdir. Ancak daha önce Kawasaki hastalığı geçirmiş bir çocukta yeniden uzun süren ateş ve benzer belirtiler ortaya çıkarsa bunun hekim tarafından değerlendirilmesi gerekir.
Özellikle daha önce koroner arter tutulumu gelişmiş olan çocuklarda takip planına uyulması önemlidir.
Kawasaki hastalığının kişiden kişiye doğrudan bulaştığı gösterilmemiştir.
Bu nedenle Kawasaki hastalığı tanısı alan bir çocuğun diğer çocuklara hastalığı bulaştırması beklenmez.
Hastalığın kesin nedeni bilinmediğinden, hastalığın nasıl başladığı konusunda araştırmalar devam etmektedir.
Evet.
Kawasaki hastalığının ateş, döküntü, gözlerde kızarıklık ve lenf bezi büyümesi gibi belirtileri çocukluk çağındaki birçok enfeksiyon hastalığında da görülebilir.
Bu nedenle yalnızca tek bir belirtiye bakılarak Kawasaki hastalığı tanısı konulamaz.
Uzun süren ateş ve hastalığa özgü bulguların birlikte değerlendirilmesi gerekir. Gerekli durumlarda çocuk kardiyolojisi değerlendirmesi ve ekokardiyografi tanı sürecinin önemli parçaları olabilir.
Kawasaki hastalığında erken tanı ve uygun tedavinin zamanında başlanması özellikle koroner arter komplikasyonlarının riskini azaltmak açısından önemlidir.
Hastalığın ilk döneminde ateş ve diğer belirtiler farklı hastalıklarla benzerlik gösterebilir. Bu nedenle birkaç gün devam eden yüksek ateşin ve buna eşlik eden göz, cilt, ağız veya el-ayak bulgularının dikkate alınması gerekir.
Erken dönemde yapılan değerlendirme sayesinde gerekli tedavi başlanabilir ve kalbin etkilenip etkilenmediği yakından takip edilebilir.
Kawasaki hastalığı çocuklarda nadir görülür; ancak özellikle uzun süren ateş ve beraberindeki tipik bulguların göz ardı edilmemesi önemlidir.
Ailelerin özellikle:
dikkatle takip etmesi gerekir.
Bu belirtilerin hepsinin aynı anda bulunması şart değildir.
Kawasaki hastalığı, özellikle küçük çocuklarda görülen ve kalp damarlarını etkileyebilmesi nedeniyle erken değerlendirme gerektiren bir hastalıktır.
Uzun süren ateş, gözlerde kızarıklık, cilt döküntüsü, ağız ve dudaklarda değişiklikler, el ve ayaklarda kızarıklık veya şişlik gibi bulgular birlikte veya farklı zamanlarda ortaya çıkabilir.
Bu belirtiler her zaman Kawasaki hastalığı anlamına gelmez. Ancak özellikle birkaç gün devam eden ateşe bu bulguların eşlik etmesi durumunda çocuğun hekim tarafından değerlendirilmesi önemlidir.
Kawasaki hastalığında erken tanı ve uygun tedavi, özellikle koroner arterlerin etkilenme riskinin azaltılması açısından önem taşır.
Çocuğunuzda uzun süren ateş veya Kawasaki hastalığını düşündürebilecek belirtiler varsa kendi kendinize ilaç başlamak yerine bir sağlık kuruluşuna başvurun.
Tanı alan çocuklarda ise hekim tarafından belirlenen tedavi ve kardiyoloji takiplerinin aksatılmaması büyük önem taşır.
Erken değerlendirme, doğru tedavi ve düzenli takip; çocukların kalp sağlığının korunmasında önemli bir adımdır.