Kelebek hastalığı olarak da bilinen Sistemik Lupus Eritematozus (SLE), bağışıklık sisteminin kendi hücre ve dokularına karşı anormal yanıt vermesi sonucunda ortaya çıkan, kronik ve otoimmün bir hastalıktır.
Lupus, yalnızca cildi etkileyen bir hastalık değildir. Hastalığın seyrine bağlı olarak eklemler, cilt, böbrekler, akciğerler, kalp, kan hücreleri, sinir sistemi ve diğer organlar etkilenebilir. Bu nedenle lupus, kişiden kişiye farklı belirtilerle ortaya çıkabilen ve farklı şiddetlerde seyredebilien sistemik bir hastalıktır.
Hastalığın aktif olduğu dönemlerde belirtiler artabilir, bazı dönemlerde ise şikâyetler belirgin şekilde azalabilir veya tamamen ortadan kalkabilir. Bu nedenle lupus genellikle ataklar ve sakin dönemlerle seyredebilir.
“Kelebek hastalığı” adı, bazı lupus hastalarında burun kökü ve yanaklar üzerinde ortaya çıkabilen, kelebek şeklini andıran cilt döküntüsünden kaynaklanmaktadır. Ancak her lupus hastasında bu döküntünün görülmesi beklenmez.
Lupusun kesin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Hastalığın gelişiminde genetik yatkınlık, bağışıklık sistemi özellikleri ve çevresel faktörlerin birlikte rol oynadığı düşünülmektedir.
Bağışıklık sistemi normalde vücudu enfeksiyonlara ve yabancı maddelere karşı korur. Lupusta ise bağışıklık sisteminin düzenlenmesinde bozulma meydana gelir ve vücudun kendi hücrelerine karşı antikorlar oluşabilir.
Hastalığın ortaya çıkmasında veya alevlenmesinde;
gibi faktörlerin rol oynayabileceği düşünülmektedir.
Ancak bu faktörlerin bulunması, kişinin kesin olarak lupus geliştireceği anlamına gelmez.
Lupus bulaşıcı bir hastalık değildir. Kişiden kişiye temas, aynı ortamda bulunma veya solunum yoluyla geçmez.
Bu nedenle lupus tanısı bulunan bir kişinin sosyal yaşamını sürdürmesi, uygun tedavi ve takip altında günlük aktivitelerine devam etmesi mümkündür.
Lupusun belirtileri hastalığın hangi organları etkilediğine ve hastalık aktivitesine göre değişebilir.
En sık görülebilen belirtiler:
şeklinde ortaya çıkabilir.
Belirtiler dönemsel olarak artıp azalabileceğinden hastalığın tanınması bazı kişilerde zaman alabilir.
Lupusla özdeşleşen belirtilerden biri, burun kökü ve yanaklar üzerinde görülebilen kelebek şeklindeki yüz döküntüsüdür.
Bu döküntü yanaklar ve burun üzerinde kızarıklık şeklinde ortaya çıkabilir ve bazı kişilerde güneş ışığıyla belirginleşebilir.
Ancak yüzde kızarıklık veya döküntü bulunan herkesin lupus hastası olduğu düşünülmemelidir. Rosacea, alerjik reaksiyonlar ve çeşitli dermatolojik hastalıklar da benzer cilt bulgularına neden olabilir.
Bu nedenle döküntünün özellikleri ve diğer belirtiler birlikte değerlendirilmelidir.
Lupusta eklem ağrısı ve eklem tutukluğu sık görülebilir. Özellikle el, el bileği, diz ve ayak eklemlerinde ağrı veya şişlik ortaya çıkabilir.
Eklem yakınmaları zaman zaman romatizmal hastalıkların diğer türleriyle benzerlik gösterebilir. Bu nedenle yalnızca eklem ağrısının bulunması lupus tanısı koymak için yeterli değildir.
Doktor tarafından eklem bulguları, kan testleri ve hastanın diğer şikâyetleri birlikte değerlendirilir.
Lupus bazı kişilerde böbrekleri etkileyebilir. Lupus nefriti olarak adlandırılan bu durum, böbreklerde iltihaplanmaya yol açabilir.
Böbrek tutulumu başlangıçta belirgin bir şikâyete neden olmayabilir. Bu nedenle lupus tanısı bulunan kişilerin düzenli olarak böbrek fonksiyonları açısından takip edilmesi önemlidir.
Böbrek tutulumu durumunda;
gibi bulgular görülebilir.
Bu belirtilerin ortaya çıkması halinde tıbbi değerlendirme yapılması önemlidir.
Lupus, bazı hastalarda kalp ve akciğerleri de etkileyebilir.
Kalp çevresindeki zarın inflamasyonu perikardit, akciğer çevresindeki zarın inflamasyonu ise plörit olarak adlandırılır.
Bu durumlarda özellikle nefes alırken artan göğüs ağrısı, nefes darlığı veya çarpıntı gibi belirtiler ortaya çıkabilir.
Lupusun kalp ve damar sistemi üzerindeki etkileri de düzenli takip gerektirebilir. Bu nedenle yeni başlayan veya açıklanamayan göğüs ağrısı ve nefes darlığı gibi belirtiler önemsenmelidir.
Lupus bazı kişilerde sinir sistemini de etkileyebilir. Baş ağrısı, konsantrasyon güçlüğü, duygu durum değişiklikleri, nöbetler veya farklı nörolojik belirtiler görülebilir.
Bu tür belirtilerin lupusla ilişkili olup olmadığı, nörolojik muayene ve gerekli görülen tetkiklerle değerlendirilir.
Yeni başlayan belirgin nörolojik belirtilerde gecikmeden tıbbi değerlendirme yapılması önemlidir.
Lupus tanısı tek bir belirti veya tek bir kan testiyle konulmaz. Tanı; hastanın tıbbi öyküsü, fizik muayene, laboratuvar testleri ve gerektiğinde görüntüleme veya organ değerlendirmelerinin birlikte ele alınmasıyla konulur.
Doktor tarafından;
değerlendirilebilir.
Lupus değerlendirmesinde çeşitli kan testlerinden yararlanılabilir.
Bunlar arasında:
gibi testler yer alabilir.
ANA testinin pozitif olması lupus tanısı anlamına gelmez. ANA, farklı otoimmün hastalıklarda ve bazı sağlıklı kişilerde de pozitif olabilir.
Bu nedenle laboratuvar sonuçları mutlaka hastanın klinik bulguları ile birlikte değerlendirilmelidir.
Lupusta böbrek tutulumu gelişebileceği için idrar testleri hastalığın takibinde önemli bir yere sahiptir.
İdrar tahlilinde protein veya kan bulunması, böbrek fonksiyonlarında değişiklik olması durumunda ileri değerlendirme gerekebilir.
Düzenli idrar ve kan kontrolleri, henüz belirgin şikâyet ortaya çıkmadan böbrek tutulumu gibi bazı organ etkilerinin fark edilmesine yardımcı olabilir.
Lupus kronik bir hastalık olduğundan tedavi, hastalığın aktivitesini kontrol altında tutmaya ve organ hasarını önlemeye yönelik olarak planlanır.
Tedavi; hastalığın hangi organları etkilediğine, belirtilerin şiddetine ve hastanın genel sağlık durumuna göre kişiye özel olarak belirlenir.
Tedavide doktor tarafından uygun görüldüğünde:
kullanılabilir.
Her hastanın tedavi ihtiyacı aynı değildir. İlaç seçimi ve dozları mutlaka uzman hekim tarafından belirlenmelidir.
Güneş ışığı, bazı lupus hastalarında cilt bulgularını tetikleyebilir veya hastalık aktivitesini artırabilir.
Bu nedenle güneşten korunma lupus yönetiminin önemli bir parçasıdır.
Güneşli saatlerde doğrudan güneş ışığına uzun süre maruz kalmamak, uygun koruyucu giysiler kullanmak ve doktorun önerdiği güneş koruyucuları düzenli olarak kullanmak önem taşıyabilir.
Özellikle güneşe maruz kaldıktan sonra cilt döküntülerinde belirgin artış fark eden kişilerin bu durumu doktoruyla paylaşması gerekir.
Lupus tanısı bulunan kadınlarda gebelik planlaması, hastalığın aktivitesi ve kullanılan ilaçlar açısından özel değerlendirme gerektirebilir.
Gebelik öncesinde hastalığın mümkün olduğunca kontrol altında olması ve kullanılan ilaçların gebelik açısından uygunluğunun hekim tarafından değerlendirilmesi önemlidir.
Gebelik sırasında romatoloji ve kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarının iş birliğiyle düzenli takip gerekebilir.
Gebelik planlayan lupus hastalarının ilaçlarını kendi kararıyla bırakmaması ve gebelik öncesinde doktoruyla görüşmesi önemlidir.
Lupus için herkese uygulanabilecek tek bir özel beslenme programı bulunmamaktadır. Bununla birlikte dengeli ve çeşitli beslenme, genel sağlık açısından önemlidir.
Beslenme planında;
yer verilmesi önerilebilir.
Özellikle kortikosteroid kullanan kişilerde kilo artışı, kan şekeri ve kemik sağlığı gibi konuların takip edilmesi gerekebilir. Beslenme düzeninin kişinin genel sağlık durumuna göre planlanması önemlidir.
Lupus kronik bir hastalıktır ve hastalığın seyri kişiden kişiye farklılık gösterebilir.
Tedavinin temel amacı hastalık aktivitesini kontrol altına almak, alevlenmeleri azaltmak, organ hasarını önlemek ve yaşam kalitesini korumaktır.
Uygun takip ve tedaviyle hastalık uzun süre sakin bir dönemde seyredebilir. Bununla birlikte belirtilerin azalması veya tamamen kaybolması, ilaçların doktor önerisi olmadan bırakılması gerektiği anlamına gelmez.
Lupus farklı organları etkileyebildiği için düzenli doktor kontrolleri hastalığın yönetiminde önemli bir yere sahiptir.
Kontroller sırasında;
değerlendirilebilir.
Düzenli takip, hastalıkta meydana gelebilecek değişikliklerin erken fark edilmesine yardımcı olabilir.
Uzun süren ve nedeni açıklanamayan yorgunluk, tekrarlayan eklem ağrıları, cilt döküntüleri, güneşe karşı belirgin hassasiyet veya tekrarlayan ağız yaraları gibi belirtiler varsa doktor değerlendirmesi önemlidir.
Özellikle;
gibi durumlarda gecikmeden tıbbi değerlendirme yapılmalıdır.
Kelebek hastalığı (lupus), farklı organ ve sistemleri etkileyebilen kronik bir otoimmün hastalıktır. Belirtilerin kişiden kişiye değişebilmesi nedeniyle uzun süren ve tekrarlayan şikâyetlerin göz ardı edilmemesi önemlidir.
Erken değerlendirme, düzenli takip ve kişiye uygun tedavi ile hastalık aktivitesinin kontrol altında tutulması ve organ hasarı riskinin azaltılması hedeflenir.
Uzun süren eklem ağrısı, açıklanamayan yorgunluk, tekrarlayan cilt döküntüleri veya diğer belirtileriniz varsa, tanı ve tedavi sürecinin doğru şekilde planlanması için bir sağlık profesyoneline başvurmanız önemlidir.